Tarih
PR: 6
| Tarih Vakfı - http://www.tarihvakfi.org.tr KURULUŞ VE AMAÇLAR 1991 - 2004 döneminde kullanılan tam adıyla Türkiye Ekonomik ve Toplumsal Tarih Vakfı, başta tarihçiler ve toplumbilimciler olmak üzere, çeşitli meslek ve çevrelerden aydınlarımızın ortak bir girişimidir. Vakıf Girişim Kurulu'nun çağrısıyla bir araya gelen 264 aydın tarafından Eylül 1991'de kurulmuştur. Tarih Vakfı, kuruluş süreci ve yapısı bakımından ülkemizdeki vakıfların büyük çoğunluğundan farklılık göstermektedir. Vakfın arkasında varlıklı bir aile, bir sermaye grubu ya da parti yoktur. Vakıf, devletten tümüyle bağımsız bir sivil toplum kuruluşudur. Kuruluş sermayesi, kurucularının küçük çaplı katkılarıyla oluşmuştur. Bugün de proje ve yayın gelirlerinin dışında, üyelerinin ve tarih dostlarının özverili katkıları, Tarih Vakfı'nın temel dayanağı olmaya devam etmektedir. İşlev ve Amaçları Tarih Vakfı, Türkiye'de tarih bilincini geliştirip yaygınlaştırmayı amaçlayan ve kamu yararı için çalışan bir sivil toplum kuruluşudur. Tarih Vakfı, ülkemiz insanlarının tarihe bakışlarına yeni bir içerik, zenginlik kazandırmayı ve tarihi mirasın korunmasını köklü bir duyarlılıkla, geniş toplum kesimlerinin katılımıyla gerçekleştirmeyi amaçlar. Tarih Vakfı, tarihselliğin bireysel ve toplumsal bilincin en önemli öğelerinden biri olduğu gerçeğinden hareketle, ülkemiz insanlarının kendi tarihleriyle en doğrudan, en geniş kapsamlı ve araçsallıktan olabildiğince uzak, yaşamlarına anlam katan bir ilişki kurmalarına yardımcı olmaya, tarihi, bir üretim alanı olarak sivil topluma mal etmeye çalışır. Tarih Vakfı, çeşitli meslek ve çevrelerden, tarihsel sürekliliği, birikimi ve değişimi yaşamlarını etkileyen temel bir boyut olarak kavrayan, gerçekleştirilmesine katıldıkları bir üretimle bu boyutu daha bilinçli bir biçimde yaşamak, - Detaylar |
PR: 5
| Sadberk Hanım Müzesi - http://www.sadberkhanimmuzesi.org.tr Vehbi Koç Vakfı Sadberk Hanım Müzesi Web Sitesi. Vehbi Koç Vakfı Sadberk Hanım Müzesi, iki ayrı yapı içinde yer almaktadır.Bunlardan birincisi, 19. yüzyıl sonlarında inşa edildiği kabul edilen, üç tam bir çatı katından oluşan ve üslup olarak Avrupa halk geleneksel mimarisinden örnek alınarak yapılmış bir yapıdır. Kagir zemin üzerine ahşap/bağdadi tarzda inşa edilmiş olup, "Azaryan Yalısı" olarak bilinmektedir. Yalı, 1950 yılında Koç ailesince satın alınmış ve müzeye dönüştürülmesine karar verilen 1978 yılına kadar da, yazlık olarak kullanılmıştır. 1978-1980 yılları arasında, Sedat Hakkı Eldem'in hazırladığı bir restorasyon projesinin uygulanmasıyla bina müzeye dönüştürülmüş ve Sadberk Koç Koleksiyonu sergilenmek üzere, 14 Ekim 1980 yılında ziyarete açılmıştır. Bahçesiyle birlikte 4280 m2 olan Azaryan Yalısı 400 m2 lik bir alana oturmaktadır. Giriş katında, hediyelik eşya dükkanı ve ufak bir çay salonu bulunmaktadır. Bugün kullanılmayan ana girişin tavanı, eski Roma mimarisinden esinlenilmiş kartonpiyer kasetlerle süslüdür. Katlara ahşap merdivenle çıkılır ve duvarlar mermer taklidi kalem işi boyalıdır. Giriş katının üzerindeki birinci ve ikinci katların orta ana salonları ve bunlara açılan odalar sergileme mekanları olarak kullanılmaktadır. Çatı katında ise, eser depoları, çalışma odaları ve kitaplık bulunmaktadır. Binanın dış yüzünde, pencere aralarında, (X) şeklinde ahşap süslemeler binayı diğer yalılardan ayırır. Ayrıca bina yüzeyindeki kabaralar, halk arasında "Vidalı Yalı" olarak anılmasına da neden olmuştur. - Detaylar |
PR: 4
| TAY Project - Türkiye Arkeolojik Yerleşmeleri Projesi - http://www.tayproject.org Türkiye Arkeolojik Yerleşmeleri (TAY) Projesi, dünya kültür emanetlerinin önemli bir parçası olan Türkiye kültür varlıklarının bulgularının, kronolojik bir envanterinin çıkartılması ve bu bilginin uluslararası platformda paylaşılması amacına yönelik olarak tasarlanmıştır. En azından 400.000 yıl eskiye uzanan kültürel verileri barındıran Anadolu ve Trakya toprakları üzerinde, 1800'lerin ilk yarısından başlayan araştırmaların sonuçları ile çağdaş yüzey araştırmaları ve kazıların bilgileri dağınık ve çoğunlukla ulaşılamaz durumdadır. Birçok yerleşmenin yeri bilinmemekte, birçoğu da tahribatın/yapılaşmanın kurbanı olmuş ya da olmaktadır. Bu tahribata karşı ve bu emanetleri korumaya yönelik öncelikle yapılabilecek en önemli çalışma, kültürel verilerin merkezi bir yapı içinde toplanması ve derlenmesidir: Belgeleme olmadan koruma olmaz. İlk kez bu projeyle, Türkiye arkeolojik yerleşmeleri, höyükler, tümülüsler, anıtlar, mezarlıklar, ören yerleri, yerleşme yerleşme, höyük höyük, tümülüs tümülüs belgelenmektedir. 1993 yılında çalışmalarına başlayan TAY Projesi, özgünlüğü, boyutu ve kültürel emanetlerin belgelenmesine yaklaşımı açısından, türünün ilk ve şimdilik tek örneğidir. Niye TAY? Anadolu ve Trakya'nın, insanoğlunun yerleştiği ilk dönemlerden yakın çağlara dek derli toplu, ayrıntılı bir yerleşme ve kültür envanteri yoktur; Bu bölgelerdeki uygarlıkların kültürel gelişimini başından sonuna dek inceleyebilmek için sistemli bir belge arşivi.hazırlanmamıştır; Anadolu ve Trakya kültürlerinin kronolojik süreç içerisinde birbirleriyle ilişkileri yeterince açık değildir. Projenin amaçları Türkiye kültür emanetlerinin, öncelikle, elektronik olarak korunmaya alınması (Veri Toplama); Basılı ve elektronik ortamda yayınlanması ve bu emanetlerin dünyaya açılması (Veri Yayınlama); - Detaylar |
PR: 4
| Osmanlı Araştırmaları Vakfı - http://www.osmanli.org.tr Osmanlı Araştırmaları Vakfı, 24.02.1994 tarihinde Emekli General Sami Karamısır, İşadamı ve Sanayici İbrahim Aslan ve Prof. Dr. Ahmed Akgündüz tarafından kurulmuştur. İlk kurucu mütevelli heyet de adı geçen şahıslardır. Vakfın kurulmasında manevî himmet ve gayret Sami Karamısır Paşamız’a ve maddi destek de İbrahim Aslan Bey’e aittir. Şu anda Vakıf Mütevelli Heyetinde İşadamı Mustafa Kavurmacı, İşadamı Mustafa Kuralkan, İşadamı İsmail Erbay ve Doç. Dr. Said Öztürk bulunmaktadır. 1994 yılından 1999 yılının 1. ayına kadar, Tavşantaşı Sok. Nursaray Apt. No: 13 Daire 9 Bâyezid adresinde faaliyet gösteren Osmanlı Araştırmaları Vakfı, 1.1.1999 tarihinden itibaren Bakanlar Kurulunun kendisine tahsis ettiği ve vakfın kendi imkânları ve İstanbul Büyükşehir Belediyesinin katkılarıyla restore ettiği, Alemdar Mah. Zeynep Sultân Camii Sok. No: 29 (Gülhane Parkı Karşısı) Eminönü/İstanbul adresinde faaliyetlerini devam ettirmektedir. Vakfımız Gayesi ve Faaliyet Alanları I) Vakıf niçin kuruldu? Sorusuna tüzüğümüzdeki şu cümlelerle cevap vermek istiyorum: 1) Osmanlı tarihi, medeniyeti, hukuku ve kültürü ile ilgili olanlar tercih edilmek üzere bütün ilmî araştırmalara destek olmak; ilimadamlarının yetişmesi, ilmî eserlerin hazırlanması ve ilmî araştırmaların yapılabilmesi için müsait şartları hazırlamak; her türlü maddî ve manevî imkânları temine çalışmak; 2) Özellikle ve öncelikle Osmanlı tarihi, medeniyeti ve kültürünün araştırılması, bilinmeyen yönlerinin ortaya konması ve yanlış bilinen noktaların düzeltilmesi ve Osmanlı döneminde yaşamış zirve şahsiyetlerin hayatının ortaya çıkarılmasına yönelik ilmî araştırmalar yapmak, yaptırmak ve yapılanlara destek olmak; 3) İlmî araştırma yapmak merak ve şevkini cemiyete aşılamaya gayret göstermek; - Detaylar |
PR: 4
| Arkeo - http://www.arkeo.org Arkeoloji Sanat Tarihi ve Mitoloji sitesi. Arkeoloji, "eski kültür ve uygarlıkları onlardan kalan maddi kalıntıları açısından inceleyen; yer ve zamanını saptamakla uğraşan bir bilimdir". Maddi kalıntılar terimiyle insan elinden çıkan, insan düşüncesinin ürünü olan eserler,alet ve malzeme ile ev eşyaları,sanat yapıtları kastedilir. Bu yönüyle arkeolojiyi,geçmiş zaman insanlarının "el emeği göz nuru " olarak tanımlayabiliriz. Eski Yunanca'nın "Arkhaios" (eski) ve "Logos" (bilim) kelimelerinden türetilmiş olan arkeoloji kelime olarak (Osmanlıca "Atikiyat") "Eskinin Bilimi" anlamına gelirse de, diğer bütün bilim dallarının kaynağı " anası " durumundadır. Amacı Arkeoloji biliminin amacı, ışık tutarak geçmişi canlandırmak, ilk çağ insanını düşünceleriyle ve bunların sonucu gerçekleştirdiği yapıtlarla günümüz insanına derinlemesine tanıtabilmek, onu anlamasına yardımcı olabilmektir. Bu amaçla, eski kültür kalıntılarını bulup ortaya çıkarıp, tanımlayıp, aslında uygun bir biçimde tekrar kurarak geçmiş kültürleri yorumlayarak aydınlatmaya çalışır. Faydası Günümüz insanına geçmişini ve köklerini öğreterek geleceğini aydınlatmasında yol göstermesidir. İnsan yaradılışı gereği merak duyduklarını, kendisinde iyi yada kötü bir anısı olan şeyleri toplama, koruma ve saklama eğilimine sahiptir. Toplanılan bu tür malzemeler bazen bir koleksiyona dönüşebildiği gibi; bazen de basit bir biriktirmeden öteye geçmemiştir. İster zevk için olsun isterse bilinçli olarak yapılsın, bu derleyip toplama eğilimi büyük arkeolojik koleksiyonların, ardından da müzelerin doğmasından en belirgin etkendir. Bilinen ilk kapsamlı koleksiyonların, Roma İmparatorları ile Roma'nın önde gelen zenginleri tarafından oluşturulduğu kabul edilmektedir. - Detaylar |
PR: 4
| Türk Eskiçağ Bilimleri Enstitüsü - http://www.tebe.org Türk Eskiçağ Bilimleri Enstitüsü resmi sitesi. Avrupa ülkelerinin çoğunda ve ABD'de bulunan ve insanlık tarihinin günümüze kadar gelebilmiş maddi belgelerini ortaya çıkarmayı, korumayı ve incelemeyi amaçlayan Arkeoloji Enstitüleri'nin yüzyılı aşan bir geçmişi vardır. Arkeolojik mirası çok zengin olmasına karşın ülkemizde bu konudaki çalışmalar, özerk bir akademik kuruluş tarafından değil, devlet eliyle, yani, bir bakanlığın bir genel müdürlüğü tarafından sürdürülmektedir. Cumhuriyetimizin kuruluş aşamasında, bunun böyle olması doğaldı. Çünkü kaynaklar kıttı, uzman sayısı çok azdı ve en önemlisi, kültür varlıkları dediğimiz arkeolojik eserler, kimse kendilerine dokunmadığı için, toprak altında en iyi biçimde korunarak, kendilerini bilimsel metodlarla ortaya çıkartacak uzmanları bekliyorlardı. Günümüzde ise, hızlı ve plansız kentleşme, yaygın karayolu ağı, artan sanayi kuruluşları ve sulu tarıma her yerde geçilmesi ile, en ücra köşelerdeki kültür varlıkları bile, ya bir inşaatın, ya bir yol bakımının, ya bir fabrikanın ya da bir baraj gölünün veya sulama kanaletlerinin tehdidi altında bulunmaktadır. Adeta kalkınma ve kültür mirasını koruma birbirine karşıt konular halini almış, kültür varlıkları, yatırımcı kişiler ve kamu kuruluşları tarafından birer ENGEL olarak görülmeye başlanmıştır. Çünkü, ülkemizin her yöresinde çok sayıda eser vardır ve bunlar yapılaşma ve kalkınmaya süratle kurban edilmektedir. Halbuki, tarihsel çevre ve kültür değerlerini de koruyarak kalkınmak mümkündür. Diğer taraftan, arkeolojik eserlerin gelir sağlayan bir meta olarak görülmesi ile, ülkemizde definecilerin faaliyetleri inanılmaz boyutlara ulaşmıştır. - Detaylar |
PR: 4
| Bursa Arkeolojik Yerleşmeleri Projesi - http://www.bayprojesi.org Bursa Arkeolojik Yerleşmeleri (BAY) Projesi, Tarihi Kentler Birliği üyesi seçilen Bursa’nın, sadece Bursa’ya ait elektronik ve basılı ortamda bir arkeolojik envanterinin bulunmaması üzerine hayata geçirilmiştir. Bursa Arkeolojik Yerleşmeleri Projesi’nin amacı, Bursa’nın sahip olduğu arkeolojik kültürel kalıntıları bir envanter çalışması altında toplamak, Bursa’yı, sistemli biçimde taramak, mevcut bilgileri doğrulamak, yeni yerleri belgelemek, Bursa toprakları üzerindeki, gerek doğa, gerekse insan eliyle yoğun olarak süren tarihi eser tahribatının izlemek ve tahribat raporu yayınlayarak kamuoyunu duyurulması çalışmalarının yapmaktır. Bursa Arkeolojik Yerleşmeleri Projesi veritabanımıza hoş geldiniz. Veritabanımızda; - Duyarlı Haritayı kullanarak yerleşmelerin ilçelere göre dağılımı görerek, - Yada "Arkeolojik Yerleşmelerin Tümü" linkini tıklayarak arama yapabilirsiniz. Şimdilik Neolitik, Kalkolitik, İlk Tunç Çağı, Orta ve Son Tunç Çağları yayında.... Eski insanlar, binlerce yıl önce Anadolu ve Trakya'da evler yapıp köyler kurmuşlar ve çeşitli sebeplerle (deprem, yangın, savaş) bunları yenilemek zorunda kalmışlar. bu köyler zamanla üst üste birikerek höyükleri meydana getirmiştir. Höyük içinde katmansal olarak birikmiş tepeciklerdir. Ne yazık ki atalarımızın nasıl yaşadığını anlamamızı sağlayan höyükler bugün çeşitli nedenlerle bilinçsizce tahrip edilmektedir. Tahribat Türleri Tarım Kaçak Kazı Yol Yapılaşma Maden / Ocak Doğal Bazı Tahribat Türleri Örnekleri Tarım Tarım: Her türlü tarımsal faaliyet (ekim, tesviye, toprak çekme, teraslama, sulama kanalı vd.) Üyücek (İznik): İlk Tunç Çağı'na ait olan höyük, tarım etkinlikleri dolayısıyla batı eteği oldukça büyük, doğu eteği de kısmi bir şekilde kesilmiştir. Üzerinde zeytin ve şeftali ağaçları bulunmaktadır. Kaçak Kazı Kaçak kazılar: Definecilik - Detaylar |